KİMSENİN HATIRLAMADIĞI SESSİZ ŞARKI / Nimet Gönenç Çınaroğlu
Kimsenin Hatırlamadığı Sessiz Bir Şarkı
Fotoğraflar: Nimet Gönenç Çınaroğlu
Babası, dedesi, dedesinin dedesi ve onun da dedesi gibi Sarkis Teke de Talaslı. İlk nefesini çektiği yer burası, dedesinden sürgün hikayeleri dinlediği, yollarda ölüp gidenleri düşündüğü yer burası. Talas. Sarkis’in dedesi Zimbad Bey, Balkan Harbi gazisi. Dokuz yıl askerlik yapmış, dizindeki mermi yarasıyla evine dönmüş. 1915’te “asker ailelerine dokunulmayacak” diyen kanundan faydalanarak Talas’ta kalabilmişler.
1957 doğumlu Sarkis’in gençliği zor koşullarda geçmiş. Kaybedeceği bir şey kalmayınca sarılmış bıçağa. “Kabadayı demek mafya demek değil” diyor. Haksızlık etmek için değil, haksızlığa uğramamak için… Sarkis bir dönem İstanbul’da da yaşamış ama hep doğup büyüdüğü yere, Talas’a ait kalmış. İçinde kimsenin bilmediği sessiz bir şarkıyla…
Kabadayı Sarkis, Surp Krikor Lusavoric Kilisesi’nden ayrılıyor.Sarkis kışı geçirmek için İstanbul’a gitmeden önce Kayseri’deki Surp Krikor Lusavoric Ermeni Kilisesini ziyaret ediyor. Sarkis bağlı olduğu Gregoryen Kilisesi’nin ‘farklı etnik kökenlerden insanların ortak Hristiyanlık anlayışını temsil etiğini’ söylüyor.Kabadayı Sarkis çocukluğundan beri kitap okumayı seviyor. En sevdiği yazar olan Mario Puzo.Sarkis’in gardrobu evin diğer tarafları gibi bakımlı ve özenli. Evin tamamı temizliği ve düzeni temsil ettiğini söylediği beyaz renge boyanmış.Kabadayı Sarkis‘in kunduraları bir dolapta duruyor. Ökçesine basılmış yumurta topuk sivri burun beyaz kundurasının diğerlerinin arasında ayrı bir yeri var. Sarkis Teke bu alemde yumurta topuk beyaz kundurayı ilk giyenin kendisi olduğunu söylüyor.Sarkis Teke’nin babaannesi ve dedesinin de gömülü olduğu Battalgazi Mahallesi’ndeki Ermeni Mezarlığı’nda haç şeklinde bir tane mezar taşı sağlam kalmış. Her yıl Kayseri Surp Krikor Lusaroviç Kilisesi’nde yapılan Miçing Ayini sonrasında mezarlık ziyaret ediliyor. Bu mezarlığın bir bölümde İran Bahailerinin de mezarları varmış.Sarkis Teke 300 yıllık aile evinde yaşıyor. Evin içi ve dışı beyaza boyanmış, girişte iki büyük aslan heykeli duruyor. Sarkis her sabah erkenden çiçeklere su verdikten sonra bu bahçeyi temizliyor.Kabadayı Sarkis en önem verdiği aksesuarlardan biri olan altın tespihini çekiyor. Biri onu ziyarete geleceği zaman ya da nadir de olsa dışarı çıktığı zamanlarda, altın aksesuarları hem kendisini daha iyi hissedebilmek için hem de karşısındakine verdiği değeri gösterebilmek için kullanıyor.Kabadayı Sarkis, Anadolu Haber gazetesinin kendisiyle yaptığı röportaj sayfasının önünde anlatıyor. Röportajda, ‘Ermenistan-Türkiye sınırlarının açılmasını istiyorum’ demiş ‘Gidip orada yaşamak istediğim için değil, ben buralıyım, bu topraklarda doğdum, yaşadım, buradan kopamam’ diye eklemiş.Sarkis Teke, İstanbul’da katıldığı bir alemde eski şarkılar dinliyor. Her ne kadar yalnız bir hayatı seçmiş olsa da geçmişte çok kalabalık bir çevresi varmış. Anılarını büyük bir coşkuyla anlatmaktan hoşlanıyor.Sarkis Teke, Kayseri’de yaşayan arkadaşlarıyla birlikte bağ evinde kurdukları sofrada çekilen fotoğrafı gösteriyor. Kabadayı Sarkis’in anılarında her fırsatta buluştuğu arkadaşları Dede Göç, Bebe Tahir ve Şemsettin’in önemli yeri var.Sarkis Teke ziyarete gelen bağ komşusu Halil beyle tavla oynuyor. En büyük zevki kendi tabiriyle ‘tavle’ oynamak. Oyun sırasında keyiflenip ‘bu kapı Agop kapısı, haydi bir düşeş dedem Simpat için’ diyerek takıldığı komşusu Halil’i 4-1 yenecek.
Kabadayı Sarkis, annesinin ördüğü yeleği giyerek pencere önüne oturmuş ıhlamur içiyor. Birkaç gündür kendini iyi hissetmiyor, ateşi çıkmış.Kabadayı Sarkis, oğlunun fotoğrafıyla birlikte kendi fotoğrafını bir camekanın içine yerleştirmiş. En son beş yaşındayken gördüğü oğlu, annesiyle birlikte Hırvatistan’da yaşıyor.