Çernobil
Fotoğraflar: Emin Altan
Pripyat büyüleyiciydi. Zaman sanki donmuştu. Doğa insanlara ödünç
verdiğini yavaş yavaş geri alıyor, binaların içinde ağaçlar boy atıyordu. Okullar, hastaneler, apartman daireleri, spor salonları sessizliğe bürünmüştü. İçinde bir efsanenin gömülü olduğu lahit uzaktan görünüyordu.
Her fırsatta selfie çeken turistlerin ulaşamadığı köylerin pek çoğu tamamen insansızdı, orman tarafından yutulmuştu adeta. Sonradan yerleşmiş ya da geri dönmüş 3-5 kişinin yaşadığı köyler de vardı. Çoğu 80’ini geçmiş kadın huzur içinde yaşamlarını sürdürüyordu. Öldüklerinde evleri kapatılıyor, bir süre sonra da yağmalanıyordu. Üzerindeki meyvelerin ağırlığı ile yerlere sarkmış dallar esen rüzgarla salınıyor, yılkı atları davetsiz misafirlerini uzaktan izliyordu.
Toz, nem ve küf! Bir zamanlar burada yaşamış çocukların, ailelerin fotoğrafları. Okullarda, resmi binalarda, köy evlerinde, çekmecelerde bulunan fotoğraf albümleriyle geçirilen günler. Bir zamanlar buralarda yaşayan insanların en dolaysız izlerine dokunabilmek, en özel anlarına tanık olabilmek mümkündü. Sanki geçmişten bugüne seslerini duyurmak ister gibiydi yüzler.
























